AirDesign Rise 3

on under yamaçparaşütü
6 minute read

AirDesign Rise 3

AirDesign Rise 3

AirDesign’ın ileri EN-B kanadı Rise 3. Şirken Inn vadisindeki Interlake’nin yanında bulunmakta. Almanya’nın alplerinin kalbinde. Tasarımcı, eski yamaç paraşütü şampiyonu Stephan Steiger.

Kış boyunca kanadı test ettim. Kolombia, Meksika, Avusturalya gibi harika test konumlarına sahip değildim. Yani bu 15 saatlik bir incelemeden çok bir ilk bakıştı.

İlk denemem Fransa’nın güneyinde, ocak ayındaki kısa bir hike&fly denemesiydi. Fark ettiğim ilk şey kanadın ne kadar hafifi olduğuydu. Hafif (light) ve standart (normal) olarak iki versiyona sahip Rise 2’den farklı olarak bu versiyon sadece tek modelden oluşuyor.

Üst yüzeyinde Dominico 20 ve alt yüzeyinde Porcher Skytext 27 kullanıyor. Bu hafif bir malzeme ve köşelerinde bulunan stickerlar kanadı take-off’ta sürüklememeniz için sizi uyarıyor. Özenle kullanılması ve pürüzlü zeminlerde sürüklenmemeli. Kolonlar şık ve canlı. İplerin çoğu kaplamasız ve tüm ağırlık hissiyatı kanada optimize olmuş durumda.

Sonuç olarak hafif, ayrıca kompakt, iyi bir kanat. Rise 2 (L) 5.9kb, superlight versiyonu 4.6kb idi; Rise 3 (L) ise 4.6kg. Yeni tarz gibi gözüküyor, standart model kadar hafif. Ve tabiki AirDesign şuan öyle düşündüklerini doğruluyor.

İlk kalkış

İkinci gözüme çarpan şey ise Rise 2’den daha uzun ve ince olması. Airdesign Rise 3’ü tasarlarken Rise 2’yi taslak olarak almadıklarını söylüyor. Aksine EN-D model olan Hero’dan (Ultra hafif yüksek performans kanat) kopma bir tasarıma sahip. Aspect Ratio değeri winglet teknolojisinden gelen değer ile 5.95 olmuş durumda. (Rise ve Rise 2 5.7 idi)

Winglet modasi geri döndü; ‘fikir’ diyor Airdesign, planlanan aspect ratio değerini büyütüyor, performansı arttırıyor ve ‘istikamet kararlılığını’ arttırıyor. Advance’nin meşhur kulaklarına nazaran bu daha çok kanadın kenarlarında yükselen kulak kapakçıkları gibi. Silüeti ise bir hipster’in bıyıkları gibi. Onlar, hava akışını yönetmek için oradalar. Bu sebeple sürükleme kanadın bu kısmında daha etkili.

Zayıf bir rüzgarda kanat kolayca organize oluyor ve ilk çekişte tepenize geliyor. Başımın üzerine geldiğini, oraya oturduğunu ve benden talimat beklediğini gördüm. Kısacası, kararlı uçuşta iki şey gözlemledim; Kendi öncellerinden daha çevik ve daha hızlı. Şaşırtıcı bir şekilde öyle! Bu kanat harika bir karaktere sahip. İniş için kolay bir yaklaşmadan önce iyi çalışmayan, derme çatma termaller arasında biraz kanatla oynadım.

EN-B Konusu

EN-B’nin geniş bir kavram olduğunu her zaman söyleriz. Bu kanat kasti olarak EN-B kategorisinin en üstüne konulmuş ve minimum orta seviye pilotlara hedeflenmiş durumda. Bunun anlamı; bu kanat eğitimden sonraki ikinci kanadınız değil! Bu, termik ve XC uçuş kanadı. Rise 3’e bakarsanız onu Gin Explorer, Nova Mentor Light serisi, Ozone Swift gibi kanatlarla karşılaştırabilirsiniz.

EN-B sınıfının en üst noktasında bir kanat seçmek bir çok pilotun şuan yaşam tarzı. Bu, daha fazla performansa çıkan bir merdiveni tırmanmak gibi bir durum değil.

Bu yüzden bu tarz kanatların marketi daha izanlı olabilir; onlarla uçan çoğu pilot fazla tecrübe sahibidir.

Bu kanat onları hayal kırıklığına uğratmayacak. Bir çok güncel teknoloji ile bir araya getirilmiş, gösterişsiz ve plastik üzerinde aşırı ağır olmayan trendlere sahip bir kanat.

Gözlerini EN raporunda aşağı indirirseniz büyük asimetrik kapanmalar ve spiral dalıştan çıkışta B’lerle ve temel olarak A’larla eş olduğunu görürsünüz. İlk bakışta herhangi bir zayıf noktası gözükmüyor.

Sonraki uçuş

İngiltere’de saat 10’da soğuk bir şubat günü Kent sahiline Sibirya’dan esen rüzgarlar beni kucakladı. Buradaki tek pilot da vazgeçti ve kahve içmeye gitti, ama ben uçmak için çamurlu bir takeoff’a göz yumdum. Mekan 5 km’lik bir faleze sahip fakat uçmak için güçlü bir meltem rüzgarı gerektiriyor. Ben kalktığımda 25 km/h sabit bir rüzgar vardı.

A’lar ve C’ler ile yaptığım kalkışta ben kendimi aksiyonlu bir sıçramaya hazırlamıştım fakat kanat çok iyi geldi ve başımın üzerindeki hava akışı içinde kaya gibi durdu. Bir kravat oldu ve 3–4 kez pompaladım. Ama herşey şaşırtıcı bir şekilde kontrol altındaydı. “Kendine hakim bir kalkış davranışı.” diye düşündüm.

İki saat sonra Rise 3’e oldukça vurulmuştum. Hafif bir kafa rüzgarı ile falez oldukça güzel kaldırıcılar sunuyordu. Uçuş bölgesinin hissiyatı kaykay pisti gibiydi. Kaldıran yerlerde rampaları tırmanmak, en tepede sörf yapmadan önce veya yüksek irtifada martıların hattını takip etmek için öne açılmak gibiydi.

Kanadı bu koşullara kullanmak kusursuz ve Rise 2’den daha iyiydi. Düz, kademeli ve ne yapmak isteğine dayalı dinamik olabilen bir kanat. İstediğim yerde kolayca kullanabileceğim bir kanat olduğunu gördüm.

Speed barını itmek beni güldürdü. İlk yarım speed-bar bana anlık 10km/h verdi. Sonraki yarım GPS’mden okuduğuma göre +14km/h’ a çekti. (Bu bir EN-B için oldukça fazla) Yarım speed kullanarak ve rotamı düzeltmek için arka kolonları kullanarak güle oynaya havada oldukça vakit geçirdim.

Büyük kulak kapatmalar oldukça basit, konforlu ve stabildi (Big Ears’ı sevmeyen ve yapınca sapıtan Rise 2 üzerine bir geliştirme). Pitch (uç boyutlu eksende hava aracının y ekseninde yaptığı hareket. bkz: yunuslama) egzersizi yaparken gördüm ki kanat kolayca sabit pozisyona geri döndü. Kanadı daha fazla öne yatırmak istemedim.

Top-landing (tepe inişi) özellikle tekrar denemek istediğim şeylerden biriydi. Kendimi çok tutulmuş hissettim. Fren hattı ve kanat arasındaki bağlantı çok sabitti. Bazı EN-B kanatlarda olduğu gibi herhangi bir gecikme, salınım ve sendeleme olmadı. Deneyimli pilotlar buna bayılacaklar; yeni pilotlar ise başta bunu fark etmeyebilirler.

Kış sonu

Avusturya’daki Stubai Cup etkinliğinde karlı, soğuk, arka rüzgar koşullarına bağlı bir kalkış yaptım. Düz kalkış oldukça yine şaşırtıcı bir şekilde kusursuzdu. Birkaç adım sonra kanat başımın üzerinde geldi ve tepeden ayrıldım. Sıfır sıkıntı.

Sonunda, İngiltere’nin “10 yılın en nemli Mart’ı”ndan sonra yaz güney İngiltere’ye geldi. İlk termaller oldukça ince ve zayıftı, kalabalık denemezdi. Bir kaç Zeno ile karşılaştım ve onlarla beraber döndük.

Dönüşler kesinlikle Rise 2’den güzeldi (ve çevikti). AirDesign, Rise 3’ü tanıtırken daha az fren kumandası kullanıyor gibiydi. ??

Devamında, bulduğum her termiği tırmanmaya çalıştım. Bu tarz uçuşlarda kanat altında kendinden emin olmalısın. Ve Rise 3 bu hissiyatı oldukça kolay bir şekilde verdi.

Kanatla son test uçuşum bir öğleden sonra termikli, 20 km/h esen bir gündeydi. Şimdiye kadar kanat bir EN-A ve EN-C’ler kadar kolay geldi.

Kalkış yaparken mutluydum. Yalnızca A ve C kolonlarını kullanarak ve frenlere dokunmadan, aşırı çekme ve agresif davranma ihtiyacı duymadan, kanat güzel bir davranış sergiledi. Düzgünce kalktım ve tırmanmaya başladım.

Speed basmak, güçlü termalleri tırmanmak, geri drift olmak, tekrar speed basmak — Bu kanat güçlü bir öğle sonrasının üstesinden iyi geldiği hissiyatını verdi.

Sonuç

Rise 3 100% kullanılabilir performansı ile iyi bir kanat. Dönüşler güzel, eğim açısı dengesi güven verici ve hızlı. — aslında full speed ile uçarken kanadın hızı beni güldürüyor.

EN-B parantezinin başında, diğer güçlü kanatlar mükemmel kalkış davranışına sahiptir. Ve bu günlük kullanım için hafif bir yapı. Kısa uçuş süresi içinde kendimi kanada sabitlenmiş hissettim. Ve bu beni uçabileceğim her yerde kendimi geliştireceğimi hissettirdi: Zayıf rüzgarlı havadan güçlü havaya kadar.

Bana göre bu çok önemli. Sana güven verecek mi? Uçarken kanadı unutup yalnızca uçuşa odaklanabilecek misin? Kanadın tüm performansını kullanabilecek misin? İstediğin yere koyabilecek misin? Eğer evetse, kazanan sensin. Çünkü kendine güvenen pilotlar iyi uçar.

Tüm bunları kanadın hafif olduğu gerçeği ile birleştir. Ve bir çok pilot için her kutuya sığacak istediğin-yere-git kanadına sahipsin.

Yazar: Ed Ewing — Crosscountry 190

Çeviri: Enes Öztürk

comments powered by Disqus